Bugun...
Bizi izleyin:

bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort escort alanya antalya escort eskişehir escort kadıköy escort escort görükle

canlı casino kaçak iddaa kacak bahis



Nihat AĞDEMİR


Facebookta Paylaş









Biyo Terör
Tarih: 02-05-2020 19:46:00 Güncelleme: 02-05-2020 19:46:00



Batı dünyası terörü destekledi ancak terör gelip kendisini/kendi insanını vurdu. Gelinen noktada batı, farklı bir konuda aynı hatayı tekrar ediyor. Desteklediği Biyoterör yine kendisini vuruyor.

Makaleye geçmeden birkaç ön hatırlatma yapmak istiyorum.

BİYOLOJİK TERÖRÜN KISA TARİHİ
İlk cümleden olarak kavramları yerli yerine oturtmak adına; askeri alanda yapılan saldırıya “biyolojik saldırı”, toplumlar üzerinde yapılan saldırılara ise “biyoterör” olarak adlandıracağız.

Biyolojik silahların kullanımını insanlık tarihi kadar eskidir. Bir savaş taktiği olarak kullanılan ve vebadan ölen insanların ceset parçalarının mancınıklarla kalelerden içeri atılması ile başlatılan bir süreç Biyoterörün atasıdır diyebiliriz. Sonrasında 1. Ve 2. Dünya savaşlarında laboratuarlarda üretilen virüslerle bu saldırı şekli global bir tehdit haline dönüştürüldü. Biyolojik silahları dünya somut olarak yakın dönemde Kızılderili katliamlarında gördü. İngiliz askerlerinin Kızılderililerle baş edememesi onları farklı bir saldırı yöntemine yöneltti. Sahte bir barış ortamında Kızılderililere hediye edilen virüslü battaniyeler ile milyonlarca Kızılderili katledildi. Kızılderililer gerçeği kavradığında artık çok geçti.

Özellikle ABD, Çin, Mısır, Hindistan, İran, Kuzey Kore, Libya, İsrail ve Suriye gibi ülkelerin biyolojik silah çalışmaları olduğu kayıtlara geçmiştir. Biyoterör bir silah olarak, gruplara veya daha geniş nüfusa karşı saldırı veya hastalık oluşturma korkusu amacıyla kullanılıyor.

BİYOTERÖR NEDEN TERCİH EDİLİYOR?
Biyoterör unsuru olarak kullanılan virüs ve benzeri ajanlar; ucuz oluşları, çok ve kolay üretilebilmeleri, öldürücülüğü ve enfektivitesinin yüksek olması, enfeksiyon dozunun küçük miktarlarda bile ortaya çıkabilmesi, çevre koşullarına dirençli olması, etkin dağılıma sahip olması, hava su ve yiyeceklerle yayılabilmesi, depolanabilir-dağıtılabilir olması, tedavisinin güç olması, aşısının bulunmasının uzun zaman alması ve kolay bulaşması gibi özellikleri biyoterörü terör destekleyici ülkeler tarafından tercih sebebi haline dönüştürüyor.

Yazının başında Türkiye’nin Biyoterör alanında hızlı refleks gösterdiğini ifade etmiştim.
Gelin ne demek istediğimi biraz daha açalım.

DÜNYADAN SİNYALLER GELİYOR
2017 Şubat ayından Almanya’da toplanan Münih Güvenlik Kongresi’nde Biyoterörizm tehlikesi hakkında konuşan Bill Gates, teröristlerin ürettiği bir mikropla senede 30 milyon kişinin hayatını kaybedebileceği uyarısında bulunmuştu. Gates, dünyanın 'önümüzdeki 10 ila 15 yıl içinde, böylesi bir saldırıyla karşı karşıya kalmasının ciddi bir ihtimal olduğunu' vurgulamıştı.

Bill Gates teknoloji yatırımlarına ilaveten neden İnsan vücuduna çip uygulama yatırımlarına yönelmişti?

Terörü finanse eden ülkenin en önemli yatırımcılarından biri durup dururken bu açıklamayı neden yapmıştı?

Ülkemiz Bil Gates'in açıklamalarını çok önemsedi ve kulak ardı etmedi...

Peki biz ne yaptık bu günlerde? Olayın ciddiyetini kavradık, bunun bir küresel ve biyolojik saldırı sinyali olabileceğini düşünerek kendi kongremizi yaptık. Bizim kongremiz onların kongresine de benzemiyordu. İncelediğimizde tehditin iletilenden daha büyük olduğu kararına verdik. Geniş kapsamlı ve sonuca odaklı bir kongreyi organize ettik ve topladık.

TÜRKİYE’NİN KAPSAMLI EYLEM PLANI - KBRN
Türkiye, AFAD öncülüğünde 5-7 Aralık 2017 tarihinde dünya çapında uzmanlardan oluşan bir toplulukla Ankara’da KBRN Tehditleri Kongresi’ni yaptı.

Neydi bu KBRN Kongresi’nin kapsamı? Baş harflerinden de anlaşılacağı üzere; K-imyasal, B-iyolojik, R-adyoaktif ve N-ükleer Tehditler Kongresi. Yani önümüzdeki yıllarda Ülkemizi ve dünyayı tehdit edebilecek olan bu 4 unsur dahilinde gelebilecek tehditler ve bunları bertaraf etmeye yönelik bir çalışma.
Kongrenin paydaşları; Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye Atom Enerjisi Kurum ve tabii ki Sağlık Bakanlığı idi.
Kongrede kimler vardı? Alanları nelerdi?
İsimler ve alanlarını yazının sonuna ekledim. Dikkatlice okumanızı rica ediyorum.

Kriz yönetimi, acil müdahale, planlama ve biyoterör tehditlerinde alınması gereken tedbirler gibi; alanlarında dünya çapında uzmanlar ve edinilmiş tecrübeler birebir aktarılarak bir kongre gerçekleştirildi… Kongrenin bildirgeleri internet ortamında mevcut. Dileyenler ulaşabilir.

Kongre sonunda ne oldu?
K-imyasal, B-iyolojik, R-adyoaktif ve N-ükleer alanlarındaki 4 önemli tehdit başlığında ülkemizi etkisi altına alabilecek konularda AFAD öncülüğünde bir eylem planı oluşturuldu. Bugün Sağlık Bakanlığımızın çalışmalarına altlık oluşturan bu plan vesilesi ile süreci başarı ile götürüyoruz.

SAĞLIK BAKANLIĞIMIZIN ALDIĞI DERSLER
Bu kongre ve beraberindeki çalışmalar neticesinde kurulan yönetim ve organizasyon çalışması bugün Türkiye’yi Covid 19 ile mücadelede dünyada Sağlık alanında öncü duruma yükseltmiştir. Sağlık Bakanlığımız süreci başarı ile yürütmesinde bu ve benzeri çalışmaların rolünü teslim etmek gerekir.

21. YÜZYILDA BİYOLOJİK SAVAŞI TETİKLEYEN UNSUR
Eylül 2011 tarihinde ABD’deki terörist saldırıdan sonra, tüm dünyada dikkatler biyolojik savaş ajanlarına ve biyoterörizm üzerine yoğunlaşmıştır. Biyolojik savaş veya biyoterörizm, mikroorganizmalar ve mikrobiyal, bitkisel veya hayvansal kökenli toksinlerin insan, hayvan ve bitkilerde hastalık oluşturmak ve ölüme neden olarak toplumda panik ve afet yaratmak amacıyla kasıtlı kullanımı olarak tanımlanır. Biyolojik savaş virüslerinin terörist saldırılarda kullanılması, bu virüslerin kolay elde edilebilmeleri ve düşük maliyetle büyük miktarlarda üretilebilmeleri, genel güvenlik sistemlerince saptanamamaları ve kolayca taşınabilmelerine bağlanabilir.

Covid 19 sonrasında dünyada ve ülkemizde; Ulusal güvenlik kavramı yeniden tanımlanacak ve tedbirler farklı alanlara kaydırılacaktır. Biyolojik ürünler, tedavi yöntemleri ve aşılar, ayrıca bio-terör tehdidi, halk sağlığının ve ulusal güvenliğin ana başlıkları arasında yer alacaktır.

BATI, BİLİMİ “İNSANI YAŞAT”MAMAK ÜZERİNE KULLANIYOR
Biz atalarımızdan gelen “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturu ile hareket ederken, batı bunun tersine hareket ediyor. Bilimi zalim emellerine alet ediyorlar.
Üzücü olan durum şudur ki; bilim artık insanlığa hizmet için değil insanlığa tehdit olarak kullanılır hale gelmiştir. Bilim, İnsanlığı ilerletici değil de insanlığı katledici bir silah haline evrilmiştir. 18. Yüzyıl sonlarında elimizden alınan bilim ve sanatın batı tarafından nasıl bir tehdit haline dönüştürüldüğünü hep birlikte müşahede ediyoruz.

Bilimin, inançtan ve vicdandan uzak ellerde bulunmasının sıkıntısını maalesef bu yüzyılda tüm dünya milletlerine yaşatmak istiyorlar. Modernizm kılıfı ile dünyayı etkisi altına alan batıcılık, kendi sonunu kendisinin hazırladığı bir sürece giriyor. Salgınları/pandemileri bir silah halinde kullanan batı dünyası bunun dönüp dolaşıp kendisini vuracağını hesap edemiyor. Aynı testi terör ile de yapmıştık. Destekledikleri terör gün geldi kendilerini de vurmadı mı?

KORKUNÇ EMELLER
Şarbon tehdidini hatırlarsınız. Birkaç yıl önceydi. Gürcistan’da ABD kontrolünde bir Halk Sağlığı Araştırma Merkezi laboratuarı kuruldu. İsmi Richard Lugary Halk Sağlığı Araştırma Merkezi.
Bu merkezde ölümcül testler uygulandığı iddiaları ayyuka çıktı. Belgeli iddiaların sahibi eski Ulusal Güvenlik Bakanı Igor Giorgadze. İddialar arasında felç eden mermilerden, sivrisineklere çip uygulamasına kadar birçok proje vardı. Vahim olanı sivrisineklerin uydularla yönlendirilip virüs yaya dronlar gibi kullanılabilmesine olanak sağlayan proje idi.

SAVAŞ KONSEPTLERİNDE DEĞİŞİKLİK
Batı dünyası artık savaşmaya asker bulamadığı gibi buna ayıracak bütçeleri elde etmenin de zor olduğu gerçeğini kavradı. Bu sebeple kitle imha silahı kavramına yeni bir olgu getirdi. Az maliyetle ve az riskle ve yüksek sayıda insan katliamının amaçlandığı bu konsept ile ülkelerin perişan edilmesi, on yıllar süren istikrarsızlık ve nesillerin yok edilmesi amaçlanıyor. Üstelik bunu bilim adına ve bilimsel veriler ışığında yapıyorlar.

Virüslü battaniyelerle Kızılderili katledenlerin torunları bugün dünyayı tehdit ediyor. Mektuplarla ilerletilen biyoterör sürecinde; yoğunlaştırılmış virüs öbekleri tüplere sıkıştırılmış olarak depolanıyor ve sinsice toplumların üzerine püskürtülüyor.

KÜRESEL MARKALAR MUTLAKA DİSİPLİNE EDİLMELİDİR
Özellikle içeriği gizlenen, formülleri sır olarak saklanan; gençlerin, çocukların ve büyük kitlelerin bağımlılık düzeyinde tükettiği tüm ürünler ve bunların yönetimini yapan markalar mercek altına alınmalıdır. Bunları özendiren reklamlara kısıtlamalar getirilmelidir. Sigaraya uygulanan katı kurallar uluslar arası markalara da getirilmelidir. Bu tedbir hem yerli ve sağlıklı üretim yapan markaları koruyacak hem de memleketin yerel besinleri kıymetli hale gelecektir. Uygulamalar sonucunda da sağlığımızı kazanmış olacağız. Nesillerimizi koruyup geleceğimizi sağlıklı olarak inşaa edeceğiz.

YÜKSEK KARAKTERLİ BİR DURUŞ BU GİDİŞATI DEĞİŞTİREBİLİR
Hiroşima’yı yerle bir eden, bebek çocuk kadın yaşlı demeden katleden bir zihniyete ne kadar güvenilebilir. Dünya bu toplumların insafına daha ne kadar bırakılabilir?
Bilimin, inançtan ve vicdandan uzak ellerde bulunmasının sıkıntısını maalesef tüm dünya milletleri olarak bugün yaşıyoruz.

Böylesi bir zihniyetin karşısında ancak bizler gibi bir topluluk durabilir, dünya barışını ancak bizim gibi bir toplum inşaa edebilir. Biz tarih boyunca zulmü yaşatmadık. Zorbalar ve katliamların karşısında sadece biz durduk.

Bilimi terörün elinden kurtarıp, emin ellerimize alacağız ve vicdanımızla besleyeceğiz.
Dünyanın geleceğini biz inşaa edeceğiz.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Ramazan Bayramı 2020
    Ramazan Bayramı 2020
  • 113 YILIN SIRRI
    113 YILIN SIRRI
  • Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
    Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
  • Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
    Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
  • Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
    Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
  • Çaykaralı Havva Usta
    Çaykaralı Havva Usta
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • GÜNDEM PROGRAMI
    resim yok
  • Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
    Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
  • Asya'da Ali Adnan fırtınası
    Asya'da Ali Adnan fırtınası
  • 42. Arhavi Festivali - Off Road
    42. Arhavi Festivali - Off Road
  • Dev piton karıncalara yem oluyor .
    Dev piton karıncalara yem oluyor .
  • Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
    Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
VİDEO GALERİ
YUKARI