Bugun...
Bizi izleyin:


Filozof Sosyolog


Facebookta Paylaş









Okyanusta köpek balıklarıyla yüzmek çok kolay (mı)
Tarih: 24-10-2019 16:14:00 Güncelleme: 24-10-2019 16:19:00



Değerli Okurlarım hepinizi saygıyla selamlıyorum,
İş dünyasının zorluklarını mutlaka biliyoruzdur. Ya bireysel tecrübe ile ya da aile bireylerimizden duymuş ve öğrenmişizdir.

Okyanusu iş dünyası, köpekbalıklarını da rakiplerimiz, iş arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, negatif düşünen insanlar, müşterilerimiz, (mobbing uygulayan) müdürlerimiz ve patronumuz vb. gibi bizi zorlayan, bizim enerjimizi yeyip bitiren, savaşçı ruhumuzu yenilgiye uğratarak kritik bir önem teşkil ettiğini varsayarsak, o zaman köpekbalıkları olarak nitelendirmemiz de gayet doğal olur kanaatindeyim. 

Peki ya yüzme biliyor muyuz?? Evet / Hayır? Hangisi?

Biliyoruz ama, havuzda başka, gölde başka, denizde başka yüzülür yüzülmesine de peki ya OKYANUSTA??
Hele de her türlü deniz canlısı türünden tutun da değişken hava şartları, fırtınalar, hortumlar hatta deprem (fay hattı)  varken, bunu nasıl başaracağız?

Balık mı olacağız, okyanus suyu mu, deniz bitkisi mi, deniz canlısı mı, yoksa insan olarak mı var olacağız, var olmalıyız?

Okyanustaki yerinizi, konumunuzu, varoluş sebebinizi, görevlerinizi, olmak istediğiniz nitelik ve mevkiyi iyice düşünün - taşının ve tercihinizi yapın.

Amazon insanı gibi savaşçı bir ruha mı sahipsiniz, yoksa kamuflaj olmaya çalışan, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyetine mi sahipsiniz?

Kişiliğinize göre mi var olacaksınız, yoksa karakterinize göre mi? Kişilik ve karakter aynı şey mi, yoksa değil mi? İnsan doğarken mi yani mizaç olarak ve genetik olarak mı bazı özellikleri getirir, yoksa doğduktan sonra zamanla mı geliştirir çevresel faktörlere istinaden...?
Diyelimki; hayalini kurduğunuz seçtiğiniz meslekle ilgili gerekli eğitimleri aldınız. Yabancı dilinizi de geliştirdiniz. Burada gençlere sesleniyorum. İş tecrübeniz olmadan, hemen müdürlükten mi başlayacağınızı sanıyorsunuz? Böyle sanıyorsanız geçmiş olsun. Vah vah size..

Siz siz olun üniversitede öğrenciylen başlayın iş hayatına ve stajyerliğe.

Kendinize yer edinin. Staj yaptığınız şirketlerle iletişiminizi ve bağınızı asla koparmayın. Sektör değiştirseniz de bu böyledir.

Ne kadar çok sosyalleşirseniz o kadar çok çevreniz olur.

Niteliklerinizi ne kadar çok geliştirseniz o kadar çok aranan, presantable eleman olursunuz. Hele bir de mesleğiniz dışında gözükse de, fakat bir o kadar da içinde olan, farklı alanlardaki sertifika programlarına katılın, work shoplar yapın. Yemek kursuna dahi gidin. Tabiki orada sadece yemek yapmayı öğrenmiyorsunuz. Ekip çalışması, grup benliği, bir yere ait olma güdünüzün tatmini, kabul görmek,  sevilmek, saygı duyulmak vb. ihtiyaçlarımızıda karşılamış oluruz.. Masterchef yarışmasında olduğu gibi.. Yemek bahane ekip şahane..

Gidin Çocuk Parklarına, çocukları gözlemleyin.

Bakalım çocuklar nasıl iletişim kuruyorlar. Arkadaşlarıyla nasıl koordine olarak anlaşıyorlar. Sorun yaşadıklarında ne yapıyorlar..

En masum eğitmen çocuklardır. Öz benliğinizin en natural olduğu dönemdir, katıksız bir samimiyet, masumiyet, dürüstlük, kıskançlık, sevgi, iç güdüsel tepkiler vardır.. Asla yapay değillerdir. Çocuklardan çok şeyler öğrenebilirsiniz. Kibirsizliği, maskesizliği, eleştirilmeyi..

Çocuklar ben merkezcidir özellikle de okul öncesi çocukları..Zalim bir mizaçları vardır, ne düşünürlerse, doğrusu neyse onu söylerler, yalansız, çıkarsız, şekillenmemiş, acı tecrübelerle kişiliğini şekillendirmemişlerdir. Duvarlar örmemişlerdir, köprüler kurmuşlardır. 

İçinizdeki çocuğa kulak verin, onu tokatlayıp azarlamaya kalkmayın sakın. Çocuk ruhunuz sizi yaratıcılığa ve hayal dünyasına itecektir ve verimli olmanızı sağlayacaktır. Hatta çocuklarla oynayın. Plajda kumdan kaleler yapın. Tasarım, plan-proje, müşteri ilişkileri, yeni bir iş koluna adım atmak nedir- nasıl olur çocuk dünyasında tecrübe edin.. Beş duyu organınızı yeniden keşfederek kullanın onları. Çünkü bu müteşebbis ruhunuza zaferler kazandıracak, öngörünüzü destekleyecektir.. 

Sokak satıcılarını (seyyar satıcılar) izleyin. Çünkü hayat mutfağının içinde yer alırlar. Öncesi sonrası olan insanlardandır. İlk defa satış yapmak için anons geçtiklerinde sesleri çıkmazken, sonra sonra gür sesler çıkararak varlığını ilan edercesine, meydan okurlar rakiplerine.. Bir yada birkaç rakiple, *mekan sahipleriyle nasıl baş ettiklerini kavramış olursunuz. 

Burada mekan sahibi derken; iş yeri sahipleri yani dükkanları olanlar manasında söylemiyorum. Seyyar satıcılarında sabit noktaları vardır. Kimse kimsenin yerinde satış yapamaz, yerini işgal edemez. Aksi halde vay halinize..
Gözünüzün önünde duran, en önemsemediğiniz (çünkü işinizin düşmediği), insanlar var ya , gözlemlemeye onlardan başlayın.. Çünkü her insandan bir şeyler öğrenebilirsiniz. 
Olmadı sokak çocuklarını gözlemleyin, izleyin gece gündüz.. Hayat mücadelelerine şahitlik edin.. Evsizler de keza öyle.. Zor hayatları vardır.. 

Dezavantajlı kesimleri, en fakirleri, en hastaları, engellileri, anneleri, hayat okulu mezunlarını gözlemleyin... Gözlemleyerek öğrenin.. İşte o zaman okyanusta köpekbalıklarıyla ve diğer canlılarla yüzmeyi, yaşamayı ve savaşmayı  öğrenmiş olursunuz. Antropolog gibi iç içe zaman geçirin, empati kurarak kendi gücünüzü, sizdeki ışığı, cesareti, savaşçı ruhu, azmi, çabayı hissedin, varlığınızı ortağa koyup kulaç atmaya başlayın. Ne kadar dik durursanız ve bir o kadar da elastikiyete sahipseniz o kadar gelişime açık ve başarılı olabilirsiniz.. İş yerinde, iş ortamında farkedilebilir olursunuz.. Yükselişinizde bir o kadar sağlam ve emin adımlarla olur.. Vampirler ve sabotajcılara karşı gardınızı almış olursunuz.. Çünkü her zaman her medeniyette mutlaka vampirler ve sabotajcılar vardır .. Olmasalardı gücünüzün farkına varamazdınız. Hayatın monotonluğu, enerjinizi azaltarak bitirirdi.. Renkler olmasaydı beyazın yada siyahın ışık yansımasından ibaret olduğunu bilemezdik..
 

Değerli dostlar, 
Unutmayın, siz de başkasının köpekbalığı, vampiri, sabotajcısı konumunda da olabilirsiniz.. Önemli olan aradaki cam duvarlar kalktığında birlikte yaşamayı, çalışmayı, işgücüne katılmayı başarmaktır...
Saygılarımla..
Filozof Sosyolog

  
 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 113 YILIN SIRRI
    113 YILIN SIRRI
  • Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
    Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
  • Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
    Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
  • Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
    Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
  • Çaykaralı Havva Usta
    Çaykaralı Havva Usta
  • Suriye'de iç savaş
    Suriye'de iç savaş
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • GÜNDEM PROGRAMI
    resim yok
  • Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
    Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
  • Asya'da Ali Adnan fırtınası
    Asya'da Ali Adnan fırtınası
  • 42. Arhavi Festivali - Off Road
    42. Arhavi Festivali - Off Road
  • Dev piton karıncalara yem oluyor .
    Dev piton karıncalara yem oluyor .
  • Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
    Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
VİDEO GALERİ
YUKARI