izmir escort
Bugun...
Bizi izleyin:



Kurtarmaya gittiğimiz Kore, bugün bizi geçti gitti

Tarih: 31-10-2017 12:31:31 + -


Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Yeni Malatya Gazetesi ve malatyahaber.com sitesine röportaj verdi. Röportajında bir çok konuya değinen Karamolloğlu, Biz Kore’yi kurtarmaya gittik. Şimdi Güney Kore teknolojide yarattığı markalarda ülkemizden büyük ciroya sahip oldu diyerek çarpıcı bir örnek göstererek hükümeti yaptığı yanlışlardan dolayı eleştirdi.


Kurtarmaya gittiğimiz Kore, bugün bizi geçti gitti

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Malatya ve Akçadağ günlerine, kayısıdan hükümet politikalarına, Akşener’den FETÖ’ye, Cumhurbaşkanlığı seçiminden Sivas olaylarına kadar çeşitli konularda açıklamalarda bulundu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:

“Hükümetin ciddi bir tarım politikası yok. 11 milyon dolarlık tohum ithal ediyoruz. Hükümet hem Türkiye hem de Malatya için stratejik bir ürün olan kayısıya yönelik üreticiyi destekleyen bir politika oluşturmak zorunda

Helal sertifikalama kurumları 'HAK'ı bekliyor
Temel Karamollaoğlu: Kamplaşma, kutuplaşmadan mutlaka kurtulmamız icap eder
Muhalefet

Bir kere öncelikle hükümet, bizim için değer arz eden hiçbir konuda ciddi bir politika oluşturmadı. Tarım ve hayvancılık bunların başında geliyor. Hangi ülke olursa olsun en temel ihtiyaç maddesi gıdadır. Türkiye bizim bütün ihtiyaçlarımızı karşılayacak kadar zengin. Kayısıya gelmeden önce hatırlatmak istiyorum ki buğdayı ithal ediyoruz. 5 milyon ton. Et ithal ediyoruz. Geçen senenin sonunda 500 bin hayvan ithalatına izin verildi, yine bu sene 500 bin daha izin verildi. İkisini toplarsanız 1 milyon baş hayvan ithalatı var. Yine 475 bin de küçükbaş hayvan ve ayrıca yüz binlerce ton et. Bu gösteriyor ki hükümetimizin ciddi bir tarım politikası yok. Kendi tohumumuzu üretemiyoruz. Bunu da ithal ediyoruz. Dışarıdan alıyoruz. Ben her konuşmamda dile getiriyorum. Geçen günlerde Tarım Bakanlığı’ndan bu yönde bana bir cevap geldi. ‘Evet tohum ithal ediyoruz ama ihraç da ediyoruz’ denildi. 800-900 bin dolarlık ihracatımız var, 11 milyon dolarlık ithalatımız var. Şimdi bu rakamlara bakılınca ‘Biz de ihraç ediyoruz’ diyebilir miyiz? Bu Türkiye için son derece üzücü bir konu.

Şimdi Türkiye’de tarımsal anlamda stratejik diyebileceğiniz birkaç tane ürün var. Bunlardan bir tanesi de kayısı. Kayısı çiftçi için ciddi bir gelir kaynağı. Ama hükümetin bir kayısı politikası var mı? Yok ama olması icap eder. Üretici bu ürünü ürettiği için kar edip hayatını idame ettirecek. Siz bu fiyatları düşürmek için bir çabanın içerisine girerseniz üreticiyi mağdur edersiniz. Aynı zamanda öyle bir mevsim olur ki, ürün fazla olur. Ürünün fazla olduğu zamanda nasıl bir politika izleyeceksiniz? Onu da belirlemeniz lazım. Ürün fazla olursa, az ürettiği zaman elde edeceği kazançtan daha fazlasını kaybeder üretici. Bu konuda mutlaka politika lazım. Böyle bir durumda ne yapılabilir? Devlet bu işin içine elini koyacak. Ürünün fazla olduğu dönemlerde devlet mutlaka alım yapacak. Efendim işte başka ülkelerde devlet bu işlerin içinde değil deniliyor. Dışarıda üretici birlikleri o kadar güçlü ki, onlar zaten farklı yönlerde devletten aldıkları destekle bu politikaları kendileri oluşturuyor. Onların başına da herhangi bir dert geldiğinde devlet mutlaka araya giriyor. Onun için maalesef böyle bir politikamız yok. Bu kayısı için de geçerli, fındık için de geçerli. Özellikle Batı Anadolu’da zeytin için, incir için geçerli. Bizde çok fazla gündeme gelmiyor ama Güneydoğu’da fıstık var. Onun için de geçerli. Ben burada hükümetin hem Türkiye hem Malatya için stratejik bir ürün olan kayısı için bir politika oluşturması gerektiğini düşünüyorum.

Irak'ta ITC binasına silahlı saldırı
Bülent Arınç'tan çok konuşulacak Melik Gökçek hamlesi! Resepsiyon öncesi bunu yaptı
Polis 8 araç çıkardı! Barajdaki sır çözüldü

RECAİ BEY GAP'A BARAJ İNŞA ETTİ AMA SULAMA KANALLARININ %25'İ BİTİRİLEMEDİ

Recai Bey (SP Eski Genel Başkanı) GAP Bölgesi’nde çok baraj inşa etti ama o barajların sulama kanallarının yüzde 25’i dahi bitirilemedi. Barajların özellikle Karadeniz bölgesinde HES dedikleri küçük santraller, benim kanaatime göre bunlara ihtiyaç var ama doğayı korumak için de bunlar yapılırken ciddi tedbirlerin alınması gerekiyor. Elektrik üreteceğiz derken doğanın dengesini bozacak adımlar atarsanız bu elektriğin götürdüğü getirdiğinden çok fazla olur. Türkiye su zengini bir ülke olarak ifade ediliyor ama yağış bakımından ele alındığında bölgesel bir takım yağış fazlalıklarının dışında (Karadeniz gibi) Türkiye mevcut su potansiyelini çok iyi dengelemesi icap eden bir ülke. Burada iki yol var. Birincisi akarsular, ikincisi de yeraltı suları. Malatya su yönünden kıtlık çekmemesi icap eden bir bölge olarak görünüyor ama eğer ciddi manada su sıkıntısı yaşandıysa demek ki sulama kanalları gerektiği gibi inşa edilmemiş. Örneğin GAP bölgesinde, Recai Bey’in esas emeğinin çok olduğu bu bölgede barajların hepsi bitti ama sulama kanallarının yüzde 25’i bile bitmedi. Bu nedenle bölge insanı mecburi olarak yer altı sularını kullanıyor. Su seviyesi 400-500 metreye kadar düşmüş. Aynı zamanda bu pahalı bir maliyet. Bu pahalılık tarımsal üretimde maliyetin artmasına yol açıyor. Burada da hükümetin bir politikası yok. Malatya’da da tahmin ediyorum ki normal sulama kanalları ile ihtiyacınızı karşılayamıyorlar ve yeraltı sularına yöneliyorlar. Yer altı suları en son kullanmamız gereken sulardır. Tarımda olduğu gibi burada da politika yok. Örneğin tarımsal üretimde üretici iklim koşullarına veya kriz olabilecek başka durumlarla karşılaştığında o zaman devletin devreye gidermesi gerekir. Bizim böyle bir politikamız yok. Hükümetin krizlere karşı bulduğu çare, ‘Başımıza bir şey gelirse dışarıdan getiririz’ mantığı.

TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK ŞİRKETLERİNİN BANKALAR OLMASI TAM BİR FECAAT... BU BİR SÖMÜRÜ DÜZENİ

Fecaat (İçler acısı bir durum). Yani şu demek: Parası olan, parasını kullanmak isteyen herkes hiç emek sarfetmeden para kazanması demek. Sömürü düzeni demek. Sömürü düzeni çarkı çalışıyor. Hükümet bu konuda bir adım atmıyor, Sayın Cumhurbaşkanı sürekli şikâyet ediyor. Bu kadar yüksek faiz olmaz diye. Peki kim çare bulacak? Kendi kendisinden şikâyet ediyor ama kim çare bulacak? Özellikle de bankalar o kadar semirdiler ki, devlet bireysel kredilerle bunların önünü açtı. Araba mı almak istiyorsun, gel, ev mi almak istiyorsun gel. Kredi veriliyor. Peki bunun güvencesi nedir? Alınan evler veya arabalar güvence olarak veriliyordu. Ama şimdi artık bu güvence yetmiyor. Ben aldığım evi tekrar satacak imkâna sahip değilim. O halde, devlet bana garanti versin. Devlet bir yandan güya bankalara savaş açmış gibi görünüyor, bir yandan da sizin verdiğiniz krediler ödenmezse ben garanti ediyorum ben ödeyeceğim diyor. Bu kadar şaşkınlık olmaz. Hiçbir noktada ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bunun da temel sebebi şu: Yola çıkarken ‘ortak akıl’ dediler. Bu kabul görmüştü. Şimdi aklın ortağı yok artık. Kimse fikir üretemiyor. Ya da üretmek istemiyor. Çünkü ürettiği fikrin itibar görmeyeceğini biliyor. İşte teknolojide de bu çok önemlidir. Teknolojinin hızla yayılması normal şartlarda düşünemediğiniz fikirlerle ortaya çıkar, onun üzerine giderseniz o tutar. Bu nasıl olur? Milyonda bir veya binde bir olur ama tuttuğu zaman da sizi alır götürür.

BİZ KORE'Yİ KURTARMAYA GİTTİK ŞİMDİ ÜLKEMİZDEN BÜYÜK CİROYA SAHİP

Biz Kore’yi kurtarmaya gittik. Şimdi Güney Kore teknolojide yarattığı markalarda ülkemizden büyük ciroya sahip oldu. Bakın çarpıcı bir örnektir. Biz 1950’lerde Kore’yi kurtarmaya gittik. Kore, Güney Kore, dünyada Amerika’dan sonra yarattığı Samsung markasıyla en büyük şirkete sahip. Herkesin kullandığı bir marka oldu. Güney Kore küçücük bir ülke. Cirosu bizim ülkemizden çok büyük. Şunu söyleyeyim ki, hükümet bu yanlışlıkları kısmen gördü. Geçmişte teknoloji yatırımlarına bir miktar destek vermek istedi. Dünyada genel kabul görmüş şöyle bir durum vardı. Ülkeler, firmalar, milli gelirlerini en az yüzde 2.5 ile 3’ünü teknolojiye ve inovasyona (yenilikçi girişimler) ayırmazsa rekabet gücünü ileride kaybeder. Türkiye bu noktaya gelmek için TÜBİTAK’a ciddi görevler verdi. Sanayicilere, yeni teknoloji üretecek hangi teklifle gelirse gelsin, ölçtürün gelin onlara destek verin’ denildi. Ama Türkiye’nin eğer milli geliri, 800 milyar dolar ise bunun yüzde 2.5’i 20 milyar dolar eder. Bunun TL karşılığı 70 milyardır. Siz 1 milyar verseniz yolda kalırsınız. Arkadan çöp toplarsınız. Peki 70 milyar dolar nasıl verilecek? Onun için işte bir politikaya ihtiyaç var. Türkiye 70 milyar ayırabilir mi? Birden bire olmaz. Ama birkaç yıl içerisinde belli bir politika ile belirli bir noktaya gelir. Ama bizim gibi ülkelerde eğer politika iyi belirlenirse daha çabuk netice alınacak sahalarda teknolojiyi bilimi geliştirmek için yatırımlar yapabiliriz. Ama bunun için sizin düşünen akla ihtiyacınız var. Bugünkü hükümette en çok üzüldüğümüz nokta düşünceye para vermiyor.

Bilge Başkan Temel Karamollaoğlu'nu 1000 genç karşılayacak
AK Parti Konya'ya gece yarısı flaş atama
Helal sertifikalama kurumları 'HAK'ı bekliyor

METAL YORGUNLUĞU BELEDİYE BAŞKANLARINDA DEĞİL AK PARTİ POLİTİKALARINDA VAR

Ak Partili Belediye Başkanlarının istifasının istenmesi demokratik bir yöntem değil. Ama hiç olmayacak bir iş mi? O da değil. Eğer bir belediye başkanı kendi partisinin belirlediği politikalar dışına çıkarsa diyebilir ki ‘ya istifa et yahut ta bizimle alakan kalmadı kenara çekil.’ Yani gerçekten kendi politikalarıyla ters düşen ve alenen gözüken bir şey varsa. Ama bir suç işlenmiş ise, mesela yolsuzluk varsa, o yolsuzluğun mutlaka araştırılması, denetlenmesi ve onun arkasından kanuni bir hükmün verilmesi gerekiyor. Ama buradaki istifalar bambaşka konular. Bu söylediklerimle alakalı değil. Buradaki istifaları ben yorgunluk olarak değerlendiriyorum. AK Parti 15 yıllık iktidarda yoruldu. Mustafa Kemal dönemi hariç, hiçbir parti bu kadar uzun dönem tek başına iktidar olmadı. 1923 Cumhuriyetin kuruluşunu esas alarak söylüyorum. 15 yıldır da bu parti iktidarda. Zannediyorlar ki metal yorgunluğu teşkilatlarda var. Hayır. Metal yorgunluğu var ve partinin kendi bünyesinde ve politikalarında var. Bunu görüyorlar mı görmüyorlar mı bilmiyorum. Ama görseler de kabullenmiyorlar. Bazen biz bu durumu dile getiriyoruz. Biz dile getirince de sanki bizim söylemlerimiz karşılığında cevap verir gibi ‘İstanbul’a ihanet etmişiz, eğitimde çok büyük yanlışlıklar yapmışız, şu politikaların böyle olmaması lazımdı’ şeklinde itiraflarda bulunuyorlar ama yine de kabahati getirip kendi teşkilatlarına buluyorlar. Halbuki kabahat kendi politikalarında veya politikasızlıklarından kaynaklanıyor. Bakanlar, ‘İstanbul’a CHP ihanet etti, ağaçları CHP kuruttu’ diyorlar. Bu tam ‘Şaşkın ördek’ durumu. Böyle bir şey olmaz. Bir hükümet, 15 yıl iktidarda bulunduktan sonra eski hükümetleri tenkit etmeye hakkı olmaz. 15 yılda yeniden bir Türkiye inşa edilir. Bunun farkına varmamışlar ve CHP’nin yanlışlarını düzeltememişlerse bundan daha büyük kabahat olmaz. O zaman bırakıp gitmeleri icap eder.

MERAL AKŞENER MERT BİR HANIM...

İyi Parti ile ilgili bir yorum yapmak istemiyorum. Meral Hanımı kısmen tanıyorum. Mert bir hanım. Elinden geldiği kadar bir şeyler yapmaya gayret edecektir. Farklı bir yorum yapmak istemiyorum.

AMERİKA ve İSRAİL SİZİN MÜTTEFİKİNİZ OLAMAZ

Biz, 15 yıldır Amerika ve İsrail sizin stratejik müttefikiniz olamaz dedik, ama dinletemedik. Şimdi yaşanan olaylarla akıllarının başına geldiğini gösteren emareler var. Hükümet bizden ayrıldığı zaman dış politika inisiyatifini Avrupa ve Amerika’ya endeksledi ve bunu da deklare etti. En önemli farklılıktı bizden ayrıldıkları zaman, ‘Avrupa Birliği bizim medeniyet projemiz, Amerika ve İsrail stratejik müttefikimiz’ dedi. Avrupa Birliği Medeniyet projemiz demek, özel bir Avrupa Birliği Bakanlığı kuruldu. Her şeyimizi Avrupa’ya benzeteceğiz. Kendi kimliğimiz hiçbir şekilde gündeme getirilmedi. Onun için hükümetin bir inisiyatifi olmadı bugüne kadar. Amerika ile de bir sorun yoktu. Ne zamana kadar? Bıçak kemiğe dayanıp canımızı acıtıncaya kadar. Baktılar ki, PYD’ye verilen silahlar PKK’ya gidiyor. Amerika ne yapıyor? ‘Biz bunları desteklemeye devam edeceğiz’ diyor. Biz bunu 15 yıldır diyoruz. Amerika ve İsrail sizin stratejik müttefikiniz olamaz diyoruz. Amerika ile kavga mı edelim? Hayır. Öyle bir derdimiz yok. Ama beşeri münasebetlerimizi, onların bize karşı uygulayacağı politikalar karşısında dik durarak sürdürelim. Avrupa Birliği ile biz aynı medeniyetin parçaları değiliz. Düşüncelerimiz, ideallerimiz farklıdır. Avrupa ve Amerika bütün proje ve politikalarını sömürü üzerine inşa ederler. Ha oturup bazı konularda konuşur, ticaret yaparız, ortaklık yaparız o ayrı bir konu. Şimdi kendilerini AB ve ABD’nin politikalarında soyutlamaya çalışıyorlar ama Bad’el Harab-ül Basra demişler. (Basra harap olduktan sonra anlamında Arapça deyim. İş işten geçtikten sonra, harekete geçmek için çok geç kalınmış manasında) Her yer yıkıldıktan sonra. Şimdi Irak politikasını yeniden dizayn et. Niye başlangıçta Amerika’ya destek verdin? Masaya oturup konuşma ihtiyacını bile duymadın. Örneğin biz hiç Esad’a yakınlık duymadık, tarihimiz boyunca hiç münasebetimiz olmadı ama gidip Esad’la konuştuk geldik. ‘Acaba, savaşı, kardeş kavgasını önleyici bir şey olabilir mi? diye gidip geldik. Hükümete de aktardık. ‘Masaya oturulur konuşulur, bunlar Türkiye’yi ideal görüyorlar’ dedik. İtibar etmediler. Ama ne oldu şimdi? Bu kadar insan hayatını kaybetti. 7-8 milyon insan göç etti. Şehirler mahvoldu. Şimdi akıllarının başlarına gelip gelmediği belli değil ama emareleri var.

FETÖ SİYASETİN EN DİBİNE KADAR VAR

FETÖ siyasetin en dibinde. FETÖ’yü siyasetin içine, bürokrasinin içine tamamıyla bugünkü hükümet soktu. Hükümette bir mevkiye gelebilmek, ancak onlardan alınacak referansla mümkündü. Bütün bürokratik kadrolara biz mi tayin ettik? Biz yoktuk. Hükümet tayin etti. Tabi sonrasında bir kalkışma oldu. Kalkışma nedeniyle elbette olağanüstü hale ihtiyaç vardı ancak bu şekilde üstesinden gelinebilirdi. Ama olağanüstü halin olağan hale gelmesi kabul edilemez. Artık bundan sonra Türkiye’nin normal sürece girmesi, hukukun işlemeye başlaması gerek. OHAL demek hukukun olmadığı hal demektir. Şu anda hukuk işlemiyor. Onun için büyük sıkıntılar ve büyük mağduriyetler var. Bugün masum birçok insan da beraberinde suçlanıyor ama kendilerini savunma hakları ellerinden alınıyor maalesef. Şunu da söylemek istiyorum. FETÖ’ye bulaşmayan tek parti Saadet Partisi’dir. Çünkü Rahmetli Erbakan Hoca bunu görmüş ve hiçbir zaman onlarla bizim irtibatımız olmamıştır.




Kaynak: milligazete.com.tr

Editör: Dilek ONAY CAN



Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Siyaset Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 113 YILIN SIRRI
    113 YILIN SIRRI
  • Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
    Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
  • Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
    Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
  • Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
    Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
  • Çaykaralı Havva Usta
    Çaykaralı Havva Usta
  • Suriye'de iç savaş
    Suriye'de iç savaş
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • GÜNDEM PROGRAMI
    resim yok
  • Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
    Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
  • Asya'da Ali Adnan fırtınası
    Asya'da Ali Adnan fırtınası
  • 42. Arhavi Festivali - Off Road
    42. Arhavi Festivali - Off Road
  • Dev piton karıncalara yem oluyor .
    Dev piton karıncalara yem oluyor .
  • Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
    Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
VİDEO GALERİ
YUKARI