Bugun...
Bizi izleyin:



Kaybedilmiş şehir RİZE

Tarih: 09-01-2021 18:36:00 Güncelleme: 09-01-2021 18:48:00 + -


KAYBEDİLMİŞ ŞEHİR; RİZE Doğasıyla, tarihiyle, havasıyla, suyuyla, türlü zenginliklerle donanmış şehirlerin yanlış kararlarla adeta katledilir hale gelmesinin önüne geçilememesinin ana nedenlerinden biri, o ilde yerleşik bir kent/şehir kültürünün olmamasıdıt


 Kaybedilmiş şehir RİZE

 

Doğasıyla, tarihiyle, havasıyla, suyuyla, türlü zenginliklerle  donanmış şehirlerin yanlış kararlarla adeta katledilir hale gelmesinin  önüne geçilememesinin ana nedenlerinden biri, o ilde yerleşik bir  kent/şehir  kültürünün olmamasıdır.

Bazıları bunun nedenini o şehrin göç vermesine dayandırsa da, asıl  nedenin göçle bağlantısını kurmak yerine şehirde yaşayanların konulara  duyarsızlığına ve  doğru projeler/düşünceler üretebilmek için kamuoyu  oluşturacak güç birliği yoksunluğuna bağlamak gerek.

Bu durumdaki şehirler için yapılabilecek en doğru tanım ;  “kaybedilmiş şehir” tanımıdır.
Eğer bir şehir elden çıkma noktasına gelmişse ve hala şehir halkı  değişimi düşünebilecek bir sinerji oluşturamıyorsa; içinde bulunulan  durumdan başlayarak makarayı geriye sarmak ve şehri yeniden diriltmek  imkansız gibidir..

Kaybedilmiş şehirler söz konusu olduğunda o şehrin insanlarının  şehirle ilgisi sorgulanır. O nedenle bu durumdaki şehirler söz konusu  olduğunda aklıma hep İsmet Özel’in şehir insanıyla ilgili dizeleri  gelir;
“Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
Kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin”
Bu dizeler kaybedilmiş şehirlerin insanını resmeder gibidir adeta..
Kaybedilmiş şehirlerin akil insanları suskundur, duyarsızdır, umarsızdır.
Konuşması, yazması, çizmesi, yol göstermesi gerekenlerin konularla  ilgileri o derece kırılgan, o derece kaypaktır ki, bu insanların en  basit bir zorlamada doğru bildiğinden şaşması, doğruya ihanet etmesi  alıştığımız güncel şeylerdendir.

Bu tabloya yol açan, insanımızı içinde yaşadığı şehrin sorunlarına  ilgisiz hale getiren nedenlerin başında, siyasetin toplumsal yaşamı  dizayn etmekte son derece  baskın olması gelmekte.
Zira siyaset işin ehlini değil, kendisinden daha çok yararlanacak olduğunu tercih eder.
Bu durum ise kalite(li)yi öne çıkarmaya, onu cesaretlendirmeye başlı başına engel.
Realite böyle  olunca önde olanın yetenekleri ve  tercihleriyle sınırlı kalmak kaçınılmaz hale gelir..

Bir şehri hak ettiği yere taşımaya yeterli olmayanlar, kendi  düzeneklerini kurduklarında karşınızda yıkılması zor bir duvar  bulursunuz.
Bu durumda; konuşması, yazması, söz söylemesi gerekenler bir adım  daha geri çekilerek kendileri için daha yararlı olacağını düşündükleri  zeminleri yoklamaya başlar, kendilerine daha çok yarayacak mevzileri ele  geçirmek için çeşitli manevralara girişirler..

Rize denince; Bir medya kuruluşu sahibi olarak gözlemlediğim; süreç içinde  kaybedilmiş şehirlerde olup biten ne varsa bu şehirde de aynı şeyler oldu, bunlara itirazlarımız karşısında  türlü olumsuzluklar yaşadık..
Çeyrek asrı aşmış meslek hayatımda, gördüğümüz her iyi çabanın  kırıntısını dahi ekranlarımız aracılığıyla seslendirmeye çalıştık.
Nerede cılız kalmış doğru bir ses varsa onu çoğaltmaya çalıştık, o sesin güç kazanması için aracı olduk.
Doğru bildiklerimizi seslendirmeye çalışırken, işlerin bu noktalara  sürüklenmesinden hep üzüntü duyduk, elimizden gelenin değiştirmeye  yetmemesi karşısında çaresizlikler yaşayıp, kadere boyun eğdik. Zira  oldukça dar bir kadroyla doğru düşünce üretmenin zorluğu da sırtımıza  binmiş bir yüktü. Bizim doğru sanıp, canla, başla savunduklarımız doğru  olmayabilirdi. O nedenle elimizden geldiğince içinde bulunulan durumları  doğru analiz etmeye çalıştık.
Şehrimizin en iyiyi hak ettiğine inanıyorduk. Bu doğrultuda;
Rize, Allah’ın bahşettiği doğal zenginlerle birlikte adeta bir cennet  il olmalıydı. Bunun gerçekleşmesi için aklımızın erdiği, dilimizin  döndüğünce inandığımız doğru şeyleri söylemeye çalışıyorduk.

Bunları yaparken ne yazık ki; köşe başlarını tutanların tercihlerinin öne çıkmasına engel olamıyorduk.
(Çoğu kez varlıklarından kuşku duyduğum) Şehrin akil insanları bu  kötü tabloya ya aracı oluyor veya sessiz kalarak tavır koymuyordu.

Onlarca konuda bu manzarayla karşılaştık.

Sonuçta; imkanı az, gayreti çok olan kimi insanlarımızın da desteği  veya öncülüğüyle bazı güzel şeylerin yapılmasına yardımcı olduk, bazı  yanlış gördüklerimize engel olduk, bazılarını engellemeye ise gücümüz  yetmedi.

Şöyle geriye dönüp baktığımızda “keşke olabilseydi” dediğimiz, bunun için çaba sarfettiğimiz onlarca şey var:
Mesela; bizler, vaktiyle, sahil yolunun güzergahı tümüyle  sahillerimizi yok edecek şekilde projelendirilmesin, bazı koylarımız  korunsun, sahillerimiz tümüyle yok olmasın dedik, olmadı..

Madem sahiller yok ediliyor bari Sarp’tan, Samsun’a uzanan bu yola  demiryolu için de bir şerit eklensin, kara yolu güzergahı buna uygun yapılsın, olur ki gelecekte demiryoluna  ihtiyaç duyulur dedik ama kulak asan olmadı..

Şehir geçişi dışa itilsin, yol ve viyadükler çok daha uzakta denize en yakın yerde olsun şehir boğulmasın dedik, olmadı..

Madem sahili tümüyle yok ediyorsunuz (Trabzondaki gibi)bazı yerlere  dalga kıran T mendirekler, kum toplayıcılar yapın sahiller oralarda  yeniden kumlansın, balıklara üreme mekanları, yeni kumsal alanlar  oluşsun dedik olmadı..

Dolgu ile oluşturulan yol güzergahları kenarlarında sonradan  kullanmak üzere kamuya ait çeşitli alanlar oluşturulsun ki; yeni yerlere  ihtiyaç olduğunda bu yerler kullanılsın, yeni dolgular zorunlu hale  gelmesin dedik olmadı..

Stadyumu iç kısımlarda bir yere kuralım, o bölgelerde şenlensin,  şimdiki stadyum alanına  çok daha güzel şeyler yapalım dedik, olmadı..

Yıkılan stadyum yerini ( Avni Aker’in yerine düşünülen proje gibi)  yeşil alanla donatalım, orada bir şehir müzesi yapalım dedik olmadı..

Şehrin tümünü planlayan bir kentsel dönüşüm olsun dedik, olmadı..

Ovit tünellerle Rize -İkizdere yoluna  bağlansın ancak oradan yapılacak taşımacılığın başka limanlara kaymaması için de
limanımız büyütülsün , geliştirilsin dedik olmadı..

Ovit yolu yapıldıktan sonra bu yolu kullanıp, sahile gelmek  isteyenler için şehri sosyal zenginliğe kavuşturalım, İyidere’ye inen bu  insanlar Rize yerine komşu illere kaymasın, şehri bu konuda cazibe  merkezi haline getirelim dedik olmadı..

Yayla yolları yapılsın, yaylalar birbirine bağlansın ve yeni turizm  alanları oluşturulsun dedik bu konuda iyi bir noktaya gelinemedi.

Yat limanı için daha önce doldurulan yer dalgalara teslim edilmesin, değerlendirilsin dedik olmadı.. vs. vs..

Velhasıl; Doğruluğuna inandığımız daha birçok şey yapılamadı/ yapılmadı..

Bu ve benzeri şeyleri şehrin nabzını tutmuş olmamız  nedeniyle  ısrarla savunuyorduk ancak bunları yaptırma gücüne sahip değildik..
Belki bizler bu düşünceleri ısrarla savunmuş olmakla hata ettik, bu şehir halkı bu derece duyarsız ise bizim de ısrarımız gerkesizdi belki de! 
Bilemiyorum..

Ancak, dün şehrin gözümüzün önünde günbe gün kayba uğraması karşısında söyleyeceklerimizin olması gerektiğine inanıyorduk, bugün de yine aynı noktadayız.
Vaktiyle dile getirdiklerimiz çoğu kez siyasi eleştiriler olarak görüldü ve türlü zorluklar yaşadık.
Bu zorluklar işimizin doğasında var ancak bizler bu düşünceleri  savunurken dilerdik ki bunlar şehrimizde akademik seviyede  tartışılabilseydi, şehir bu seviyede sorunlarıyla ilgilenebilir durumda  olsaydı.

Maalesef böyle bir durum hiç olmadı. Bu konuları akademik seviyede   tartışma imkanı bulunmayınca, konuşması gerekenler ortada  olmayınca , halkın taleplerini dillendirme adına daha bir gayretli olduk, canla,  başla doğru gördüğümüz şeyleri savunduk..
Ancak, savunduğumuz şeylerin birçoğu gerçekleşemedi..

Bari bu saatten sonra imkanlarımızı hakkıyla kullanalım, geçmişte  kaybettiklerimizi yerine koyalım, hızla hatalarımızı onaralım diyoruz..

Eğer, şehir olarak güzel şeyler üreterek siyasal imkanlarımızı kullanamazsak bundan sonra yakınmak fayda etmez..
Sıkça belirttiğim gibi, şehir sustukça , kaderine boyun eğer, yaşananlar kader olur. Zira;
“Bir millet kendini değiştirmeyi murad edinmedikçe Allah onları değiştirmez.”

Şehri hak ettiği yere getirmek için öncelikle; şehir halkı olarak bizler sorunlara ilgimizi, duyarlılığımızı artırmalıyız.

Özetle; kendimizi, yaklaşımımızı değiştirmeliyiz..

Güzel bir şehre kavuşmak bizlerin elinde…

 




Kaynak: Kaçkar Tv- Özel haber-Adnan ONAY



Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Editörün Seçtikleri Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Ramazan Bayramı 2020
    Ramazan Bayramı 2020
  • 113 YILIN SIRRI
    113 YILIN SIRRI
  • Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
    Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
  • Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
    Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
  • Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
    Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
  • Çaykaralı Havva Usta
    Çaykaralı Havva Usta
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • GÜNDEM PROGRAMI
    resim yok
  • Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
    Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
  • Asya'da Ali Adnan fırtınası
    Asya'da Ali Adnan fırtınası
  • 42. Arhavi Festivali - Off Road
    42. Arhavi Festivali - Off Road
  • Dev piton karıncalara yem oluyor .
    Dev piton karıncalara yem oluyor .
  • Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
    Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
VİDEO GALERİ
YUKARI
bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort alanya escort antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort