Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      107,2
      % 0,35
      BIST
    • DOLAR
      3,52
      % -0,12
      Dolar
    • EURO
      4,15
      % 0,27
      Euro
    • ALTIN
      145,42
      % -0,26
      Altın



Erbakan'dan tarihi değerlendirme

Tarih: 25-12-2015 16:51:48 + -


Erbakan'dan tarihi değerlendirme: Ülkemiz iç savaşa sürüklenmek isteniyor


Erbakan'dan tarihi değerlendirme

Bugün bütün bunları yapmaları Müslümanları birbirlerine öldürtmek içindir, büyük Ermenistanı, büyük İsraili kurmak içindir. Sonra Ermenistana bağlayacak, öğütecek ve İsraile teslim edecek.

Bugün bütün bunları yapmaları Müslümanları birbirlerine öldürtmek içindir, büyük Ermenistan’ı, büyük İsrail’i kurmak içindir. Sonra Ermenistan’a bağlayacak, öğütecek ve İsrail’e teslim edecek.

Ülkenin haline bir bakınız. Her taraf kan ve gözyaşı… Asıl en önemli husus eğer gereken ciddi tedbirler alınmazsa – maazallah- ülkemiz bir bölünme tehlikesine doğru zorla götürülmek isteniyor.

MUHTEREM Başkan, Muhterem Milletvekilleri, Hükümetin sayın üyeleri

Bugün 23 Eylül 1992. TBMM’nde Refah Partisi grubumuz tarafından TBMM Başkanlığı’na 25 Ağustos 1992 günü tevdi ettiğimiz “Terör ve Şırnak Olayları ile İlgili Gensoru” önergemizin gündeme alınması konusunu müzakere ediyoruz. Sözlerime başlarken her şeyden evvel Refah Partimiz grubu adına yüce Meclis’in bütün üyelerini saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum ve bu görüşmelerimizin bütün milletimiz ve insanlık için hayırlı olmasını diliyorum.

HANGİ DUYGULARLA KONUŞUYORUZ?

Biz bu konuşmaları yaparken, bir yandan ülkemizin bütünlüğü için hayatını ortaya koyup hizmet veren kahraman güvenlik kuvvetlerimizin, şehit olan gencecik evlatlarının acısını yüreğinde duyan annelerin acısını da aynen kendi yüreğimizde duyarak konuşuyoruz. Gözleri önünde aile efradının kurşunlandığını, bombalandığını, katledildiğini gören Güneydoğulu kardeşlerimizin kalplerindeki acıyı da aynen kalbimizde duyarak konuşuyoruz. Evi, köyü tahrip olduğu için ormanda, dağda yaşamaya mecbur kalan Şırnaklı kardeşlerimizin kalbinde duyduğu acıyı da aynen duyarak konuşuyoruz. Bu konuşmayı şefkatle yapıyoruz. Bu önergeyi Meclis’e bu şefkatle getiriyoruz. 60 milyon insanı şefkatle sevdiğimiz gibi, ülkenin birlik ve bütünlüğünü her şeyin üstünde tuttuğumuz için bu hükümetin üyelerini de şefkatle sevdiğimiz için biz bu önergeyi yüce Meclis’in huzuruna getiriyoruz. Onun için bu en önemli memleket meselesini konuşurken üslubumuz hiçbir zaman kavga olmayacaktır, tam tersine şefkat ve sevgi olacaktır.

Ve nihayet şunu da belirtmek istiyorum, yine böyle önemli memleket konusunda sözlerime başlarken güvenlik kuvvetleri mensupları olarak hayatlarını kaybeden bütün memleket evlatlarına, bölgede masum vatandaşımız olarak hayatlarını kaybeden evlatlarımıza rahmet diliyorum. Kendilerine, acılarına iştirak ediyorum. Yakınlarına ve bütün milletimize bundan dolayı başsağlığı diliyorum.

Ülkemiz İç Savaşa Sürüklenmek İsteniyor

Muhterem milletvekilleri,

Hepinizin gördüğü gibi terör son aylarda etrafı sarmıştır. Her yer kan, dehşet ve gözyaşına boğulmuştur. İki yaşında masum çocuklar katlediliyor, 18-20 yaşında gençler hayatını kaybedip hazin törenlerle toprağa veriliyor. Ülkede can, mal, ırz emniyeti kalmamış. Bir taraftan askerimiz, polisimiz şehit ediliyor… Karakollarımız basılıyor… Hakimlerimiz, savcılarımız kaçırılıp öldürülüyor. Valilerimizin kaçırılmasına tevessül ediliyor, yollar kesiliyor, uçaklar kurşunlanıyor.  Trenler yakılıyor, vapurlar yakılıyor.

Ülkenin haline bir bakınız. Her taraf kan ve gözyaşı… Bütün bu facialar yaşanırken asıl en önemli husus eğer gereken ciddi tedbirler alınmazsa – maazallah- ülkemiz bir bölünme tehlikesine doğru zorla götürülmek isteniyor. Çünkü dış güçler bir yandan Güneydoğu’daki vatandaşlarımıza çeşitli ajanlar halinde tahrikler yaptıkları gibi öbür taraftan da diğer bölgelere gelen genç askerlerimizin cenazeleri esnasında yaptıkları provakasyonla ülkemizi bir iç harbe sürüklemek istiyor.

Diplomatlar ve ABD’li Subaylar Şırnak’ta Ne Yapıyor?

Diğer taraftan önemli sorular da şunlardır: neden bu olaylardan önce bütün batılı ülkelerin elçileri konsolosları vızır vızır mekik dokudular bu Şırnak’ta. Bak belki haberiniz yoktur, haber vereyim. Burada Çankaya’da bir bina var. İçinde üç tane şu Balgat’taki Amerikan üssünün subayı oturuyor. Ev sahibi bunlardan su ve elektrik parası istiyor. Bizzat üç tane Amerikan subayı diyorlar ki, bugünlerde olan bir olay, “efendim biz su ve elektrik kullanmadık ki.” Niye? “Çünkü biz 2 aydan beri Şırnak’taydık.” Soruyorum size hükümet olarak bu Amerikan üssündeki subaylar 2 ay Şırnak’ta ne arıyor? Biz ne zaman hala bunların subay elbisesi giyip içeri girdiklerini sonradan da sivil elbise giyerek ajanlık yaptıklarını ne zaman itiraf edeceğiz? Ne zaman kendilerine bildireceğiz?(Alkışlar)

Türkiye’nin Baş Meselesidir

Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri

Bütün bunlar gösteriyor ki, terör sadece Güneydoğu’da değil büyükşehirler başta olmak üzere bütün yurdu bir yangın halinde sarmıştır. Türkiye’de şu anda can ve mal güvenliği kalmamıştır. Türkiye’nin baş meselesidir, herkes tedirgindir. Sayın Demirel bile kırmızı alarm altındadır. İşte gazete burada… Bak helikopterle havaalanından evine gidiyor. Bu hale getirdiler Türkiye’yi. Sadece karakollar, askeri hedefler değil valiler, parti üyeleri, belediye başkanları hedef haline gelmiş. Kurtarılmış bölgeler mevcuttur. Toplu iğne ucu kadar bir yer kurtarılamaz diyen Sayın Demirel on ay içerisinde kilometrelerce sayılamayacak kadar çok kurtarılmış bölge meydana gelmesine sebep oldu. Çünkü bizim heyetimiz Siirt’ten Diyarbakır’a giderken bizzat güvenlik kuvvetleri “buradan ileriye geçmeyin efendim.” Gündüz. Neden? “Ee buradan ilerisi emin değildir. PKK’lılar yerleşmiş, hücum ediyorlar.” diyor. İşte buyurun. Ancak şehirlerin kenarında güvenlik kuvvetleri var. İki şehrin arasındaki büyük boşlukta devlet hakim değildir. Türkiye bu hale gelmiştir. İşte önümüzdeki acı gerçek budur.

Bütün bunlar karşısında ise hiçbir şey yapılmamıştır. Sadece laf, laf, laf… Tabi bu laf kelimesini genelde kibar bir şekilde ifade etmek için kullanıyorum. Şimdi bundan dolayıdır ki, mesele son derece ciddidir ve yüce Meclis’in meseleye mutlaka el koyması mecburiyeti vardır.

Gavurdan Dost Domuzdan Post Olmaz!

Şimdi bir diğer gerçeği de kısaca belirtmek mecburiyetindeyim. Bu da bilhassa Kürt kökeninden gelen bütün yeryüzündeki Müslüman kardeşlerimize kardeşane bir şekilde seslenmek için şu açıklamayı yapıyorum. Bilsinler ki, gavurdan dost, domuzdan post olmaz. Ondan dolayı bu dış güçler, sakın ha, kendilerine yardım ediyor, çalışıyor zannetmesin. Bunların sloganı “Kürt ölsün Ermenistan kurulsun” dur. Bugün bütün bunları yapmaları Müslümanları birbirlerine öldürtmek içindir, büyük Ermenistan’ı, büyük İsrail’i kurmak içindir. Onlar alet ediyor sonra Ermenistan’a bağlayacak, öğütecek ve İsrail’e teslim edecek. Bu yeni bir şey değil. Osmanlı’yı parçalayan dış güçler gittiler Amerika’da, Fransa’da lobi oldular. Onlar Osmanlı’yı parçaladıkları gibi şimdi Türkiye’yi de parçalamak, bütün Müslümanları birbirine kırdırmak, İslam alemini ortadan kaldırmak için planlı programlı bir şekilde çalışıyorlar. Apaçık bir şey, bu gerçeği görmemek mümkün mü?

Özerklik – Federasyon Çözüm Olamaz

Bunlar şimdi kendi planlarını yürütmek için bir yandan PKK’yı destekliyor ama sonradan Kuzey Irak’takileri destekliyor. Hep kendi planlarının gereğini yerine getiriyor. Onun için gerek PKK gerek Kuzey Irak’takiler zaman zaman Batılılar bizi sattı diyor. Hayır, bu kendi planlarını yürütmek için o an ne lazımsa onu yapmalarının bir gereğidir. Ondan dolayıdır ki, bak bunlar Wilson prensibi dediler, sırf Osmanlı’yı parçalamak için ama sıra Kürt kökenlilere bağımsız bir devlet kurmaya geldiğinde 1917’de “Hayır siz bu rüşte sahip değilsiniz, İngiliz kontrolü altında kalacaksınız” dediler. İşte gavurun yapacağı iş budur. Ondan dolayı elbette hiçbir inançlı kardeşim bunların kendileri için çalıştığını kabul edemez. Bu bir. İkincisi bağımsız bir Kürt devleti hiçbir zaman Kürt kökenli kardeşlerimize saadet getiremez. Bu her bakımdan açıktır. Çünkü Türkiye’de Güneydoğu Anadolu’muzda yaşayan Kürt kökenlilerden belki de çok daha büyük bir kısmı yurdumuzun her tarafına dağılmıştır, çok tabi olarak. Çünkü hepsi bu vatanın bir evladıdır. Onun için bir bölgede böyle bir devlet kurulmaya kalkılırsa öbür bölgelerdekiler ne olacak? O bölgelerdeki insanlar bilakis reaksiyona maruz kalacaklar. Bangladeş’ten daha geri… İzmir’e, Ankara’ya, İstanbul’a pasaportla gidecek geri kalmış, ezilmiş, ateist yönetimler altında ve Batı politikalarına oyuncak yapılacak herhangi bir kukla devletten kime ne hayır gelir?

Öbür taraftan federasyon, özerklik bunlar da çözüm değildir, aynı mahzurlar bunun için de vardır. Böyle bir bölgede bölgeyi yönetim yapsanız dahi öbür bölgelerdekiler ne olacak?  Bunlar sadece istenmeyen muamelelere maruz kalmalarına sebep olabilir. Bu sebepten dolayıdır ki, bunların hiçbiri çözüm değildir.

Sorunun Kaynağı Hile Rejimidir

Aynı şekilde kültürel ve sosyal hakların verilmesi de bir çözüm değildir. Evet, bunlar verilmeli ama bunlar verildiği zaman iş bitecek zannedilmesin. Kürt kimliğinin kabul edileceği, Kürtçe yayın yasağının kaldırılacağı Kürt enstitülerinin kurulabileceği… Bunlar söylenmiş olsa ve bunlar gerçekleştirilse bu mesele biter mi? Hayır! Neden? Bölgede işsizlik korkunç boyutlara ulaşmıştır, eğitim ve sağlık hizmetleri tıkanmıştır, yatırımlar durmuştur, insan hakları ihlalleri had safhaya varmıştır. Bu bölgeden başlayacağız kalkınmaya diyen bu hükümet bugüne kadar on aydan beri bir tek çivi bile çakmamıştır. Buraya gelip de kağıt üzerindeki bir takım rakamları okumak kimi aldatmaktır, gerçek ortadadır. Bundan dolayıdır ki,  aslında elbette herkese insan hakları verilmelidir. Fakat mesele ne arazi meselesidir ne de sosyal-kültürel hak meselesidir. Mesele kökünde, aslında bu ülkede adil bir düzenin kurulmasıdır.

Asıl Amaç: Müslümanları Birbirine Kırdırmaktır!

Bakınız, plan şudur; şimdi önce Kuzey Irak’ta bir otorite boşluğu meydana getirilecek. Burada Batı’nın yönetiminde oradaki halkı değil Batı’nın arzularını gözetecek bir bölge meydana getirilecek. Ondan sonra Türkiye’nin Güneydoğu’su bu bölgeye ilhak edilecek ve bunun için Türkiye, Irak, Suriye ve İran’da Müslümanlar birbirini ezsin diye bölgedeki Kürt kökenli Müslümanlarla birbirlerini Vietnam’a dönüştürülecek. Bu Vietnam’a dönüşürken sözde kurtarıcı gibi İsrail Lübnan’ı alacak ve böylece ta Akdeniz’de geniş bir kapısı bulunan İsrail Lübnan boşluğundan Kuzey Irak – Ermenistan - Bakü’ye kadar uzanan bir koridor kurulacak. Bu koridor içerisinde Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu bir araya getirilip önce Ermenistan’ın yönetimine verilecek. Burada oturan Müslüman halk Ermeni değirmeninde öğütülecek ve İsrail’e yumuşak yutulacak bir lokma haline getirilerek teslim edilecek. İşte plan budur. Bu planın tatbikatını görüyoruz. İşte daha iki yıl evvel Amerikalı yarbayların Riyad’daki karargahlarında yaptıkları açıklama: “Biz Kuzey ırak’ta otorite boşluğu kuracağız, Anadolu’dan da buraya parçalar ilave edeceğiz” demediler mi? Bunları biz burada kaç defa konuşmadık mı?

İşte şimdi Güneydoğu Anadolu Lübnanlaştırılmadı mı? Bu PKK’yı oradan buraya kim gönderiyor zannediyorsunuz. Amerika gönderiyor. İşte ellerindeki silah, işte plan… Ne acıklıdır ki, bizim zaten çok şükür istihbaratımız yok. Çünkü olan istihbaratımız da CIA ve MOSSAD ile işbirliği halinde. Şu halimize bakınız. Amerikalı adam istediği gibi oynuyor. Bize istihbarat diye yönlendiriyor. Onlara da git vur diyor. Bizim bir milli istihbaratımız yok. İki aydan beri daha istihbarata bir başkan bile konulamadı ve böylece bu hükümetin elinde Güneydoğu Anadolu görüldüğü gibi Lübnanlaştırıldı. Ve tabi bu dış güçler Müslüman ülkeleri birbirine düşürmek istiyor ki, burası Vietnamlaşsın, Müslümanlar birbirlerini öldürsünler, İsrail daha serbest kalsın. Bunun için de politikaları İsrail ile Türkiye’yi birbirine yaklaştırmaktır. Ne yazık ki bu hükümet görüldüğü gibi İsrail ile can ciğer dosttur. Onun dışişleri bakanıyla görüşüyor. Oradan gelen heyetlere Dolmabahçe Sarayı’nda hepsi arka arkaya dizilip saygı duruşunda bulunuyorlar. Yürüyen ne? Yürüyen Siyonist plan, dış güçlerin planı… Netice ne oluyor? Bizim Anadolu’muzun bir parçası Lübnan oluyor. Bizim Anadolu’muzun bir parçası Vietnamlaştırılmak isteniyor. Şu hale bakınız.

Elbette bu vatan hepimizin… Elbette sizleri ikaz etmek bizim için vatan borcudur. Ne yapıyorsunuz, farkında değilsiniz, biz sizi size aynada göstermeye çalışıyoruz. Bak yaptıklarınız bu. İstemiyorsunuz ama istemediğiniz halde siz farkında olmadan ülkenin bölünmesi için çalışanlara yardımcı oluyorsunuz. Kendinize gelin, elbette sizi ikaz etmek bizim vazifemiz, bu Meclis’in vazifesi.

ÇÖZÜMÜ isterseniz, çözümün adı; adil, onurlu, gönüllü, kardeşçe birlik ve beraberliktir. Asıl temin edilmesi icap eden budur. Herkes birbirine sarılmayı istemelidir. Bu da ancak adil düzenle olur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi 

22 Eylül 1992




Kaynak: Milli Gazete.com

Editör: Dilek ONAY CAN



Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Editörün Seçtikleri Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 113 YILIN SIRRI
    113 YILIN SIRRI
  • Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
    Isınmaya yılda 110 lira ödüyor
  • Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
    Rize’de kurbanlıkları taşıyan tır devrildi
  • Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
    Rize'de Sıradışı Ustalık Örneği
  • Çaykaralı Havva Usta
    Çaykaralı Havva Usta
  • Suriye'de iç savaş
    Suriye'de iç savaş
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
    Artvin’de iki yavru ayı tünele girdi.
  • Asya'da Ali Adnan fırtınası
    Asya'da Ali Adnan fırtınası
  • 42. Arhavi Festivali - Off Road
    42. Arhavi Festivali - Off Road
  • Dev piton karıncalara yem oluyor .
    Dev piton karıncalara yem oluyor .
  • Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
    Karadenizli Adam Trafik Cezası Yerse!
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
VİDEO GALERİ
YUKARI